Bu Blogda Ara

3 Mart 2012 Cumartesi

Dini Tabirler

İlmihale başlarken kitabın içinde geçecek dini tabirleride iyi kavramak gerekiyor. Ömer Nasuhi Bilmen, kitabın mukaddimesinde bu tabirlerin anlamlarını açıklamış.

Bir Kısım Dini Tabirler

1)İbadet
2)Taat
3)Kurbet
4)Niyet
5)teklif
6)Akıl
7)Büluğ
8)Hüküm
9)Ef 'âli Mükellefin
10)Farz
11)Farz-ı Kat'i
12)Farz-ı Zanni
13)Farz- Ayın
14)Farz-ı Kifaye
15)Vâcib
16)Sünnet
17)Sünneti Müekkede
18)Sünneti Gayri Müekkede
19)Müstehap
20)Helal
21)Mübah
22)Mekruh
23)Kerahet
24)Haram
25)Liaynihi Haram
26)Ligayrihi Haram
27)Sahih
28)Câiz
29)Fasid
30)Batıl
31)Taharet
32)Taharet-i Suğra
33)Taharet-i Kübra
34)Hades
35)Hades-i Asgar
36)Hades-i Ekber
37)Habes
38)Necaseti Hafife
39)Necaset-i Galiza
40)Necaset-i Mer'iyye
41)Necaset-i Gayri Mer'iyye

Bu tabirler ile başlamış olalım blog'da İlmihal Okumalarına...

Vesselam,
Emin

9 yorum:

  1. Yorum köşesinden elimden geldiğince yukarıdaki tabirlerden pek bilinmeyenleri yazacağım.Daha sonra da yeni konulara geçeriz inşaallah.

    2)Taat:Emri tutmak emre sarılmak demektir ki buna itaat de denir.Şer'an taat,"yapılmasından dolayı sevap bulunan herhangi bir ameldir,gerek niyetle beraber olsun ve gerek olmasın." Kur'an-ı Kerimi okumak gibi, Hak Teâla'nın emirlerini gönül isteğiyle yerine getirmek birer taattır.

    9)Ef'ali Mükellefin:Mükellef insanların yaptıkları işlerdir ki: Farz, vacip,sünnet,müstehap,helal,mübah,mekruh,haram,sahih,fasit,batıl gibi kısımlara ayrılır.

    Farzın kısımları;

    11)Farz-ı Kat'i: Kesin şer'i bir delil ile sabit olan yani;ya Kuran-ı Mübin'in açık bir ayeti ile veya Peygamberimiz(s.a.v) hadis-i şerif denilen açık sabir bir mübarek sözü ile yapılması kat'iyyen bildirilmiş olan vazifedir.Namaz,zekat gibi.

    12)Farz'ı Zanni: Müctehidlerce kati bir delil ile yakın derecede kuvvetli görünen zanni bir delil ile sabit olan vazifedir ki, amel hususunda farz-ı kat'i kuvvetinde bulunur. Buna "farz-ı ameli" de denir.
    Bununla beraber böyle bir şeye delilin zanni olmasından dolayı "vacip" adı da verilir.Bu halde farz-ı ameli, farz nevilerinin zayıfı, vacip nevilerinin de kuvvetlisi bulunmuş olur.Nitekim abdestte mutlaka başa mesh etmek farz-ı katidir. Başın dörtte biri miktarına meshetmek ise bir farz-ı amelidir.

    13)Farz-ı Ayın:Mükelleflerden her birinin yapması lazım gelen farzdır. Beş vakitteki namazlar gibi.

    14)Farz-ı Kifaye:Mükelleflerden bazılarının yapmalarıyla diğerlerinden sakıt olan yani; onlar için yapmak mecburiyeti kalmayan farzdır. Cenaze namazı gibi.
    Farzların yapılmasında büyük sevaplar vardır.Özürsüz yere yapılmaması da ilahi azaba sebeptir. Farz-ı Kifayeyeyi müslümanlardan bir kısmı yapmadığı takdirde,bundan haberleri olup, bunu yapmaya imkanı bulunan bütün müslümanlar ALLAH TEÂLA katında mesul,günahkar olurlar.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  2. 15)Vacib:Yapılması şer'an kat'i derecede bir delil ile sabit olmamakla beraber her halükarda pek kuvvetli bir delil ile sabit buluna şeydir."Vecibe" tabiri bazen farz,bazen de lazım, vacip yerinde kullanılır. Çoğulu; "vecaip"tir.

    17)Sünnet-i Müekkede: Peygamber Efendimiz(s.a.s) 'in devam edip pek az terk buyurmuş oldukları sünnettir.Sabah,öğle ve akşam namazı sünnetleri gibi.
    İslam dininde yapılması pek gerekli olan ezan,ikamet,cemaate devam gibi sünnetlere:"Sünen-i Hüda" denir ki, bunlar da birer sünneti müekkededir.

    18)Sünnet-i Gayri Müekkede: Fahri Alem Efendimiz'in ibadet maksadıyla ara sıra yapmş oldukları şeylerdir. Yatsı ve ikindi namazlarının ilk sünnetleri gibi.
    Resül-ü Ekrem Efendimiz'in yiyip içmeleri , giyinip kuşanmaları,oturup kalkmaları gibi hal ve hareketlerine ait şeylere de "sünen-i zevaid" adı verilmiştir ki bunlar da birer sünneti gayri müekkede demektir.
    Sünneti müekkede ve sünneti hüda denilen sünnetlerin yapılmasında sevap kasten terk edilmesinde azap değilse de kınama vardır.Gayri müekkede ve zevaid denilen sünnetlerin yapılması ise pek güzeldir,sevgili,pek aziz Peygamberimiz'e (s.a.s) uymanın bir alameti olduğundan sevaba ve o kudsi Peygamberimiz (s.a.v)'in şefaatine bir vesiledir. Fakat terk edilmesi kınamayı gerektirici görülmemektedir.Bunlar da sünnetlerin hükmüdür.
    Sahabe-i Güzin'in hal ve hareketlerine, takip ettikleri zühd ve takva yollarına da biz Hanefilerce "sünnet" denir.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  3. 19)Müstehap:Lügatta sevilmiş şey demektir.Istılahta:"Resûl-ü Zişan Efendimizin bazen yapıp bazen terk etmiş buyurmuş olduklar şeydir." Kuşluk namazı gibi.Bu, bir nevi sünneti gayri müekkede demektir.
    Peygamber Efendimiz,müstehap denilen şeyleri sevip yapılmasını tercih buyurmuştur.Selef-i Salihin de bunları seve seve işlemiş,bunların yapılmasını din kardeşlerine tavsiye etmiş,bu husuta rağbet ve teşvikte bulunmuşlardır.
    Müstehabın yapılmasında sevap vardır.Yapılmamasında ise kınama,kötüleme ve tenzihen olsun kerahet yoktur.
    21)Mübah:Yapılması da,yapılmamasıda şer'an caiz bulunana şeydir ki,yapılmasında sevap,terk edilmesinde günah yoktur. Herhangi helal bir yiyeceği veya meyveyi yiyip yememek gibi.
    22)Mekruh:Lügatta sevilmeyip çirkin,nahoş görülen şey demektir.Istılahta:"Yasaklandığı ve men edildiği sabit olmakla beraber ona aykırı,zıt bir emare görülen şeydir ki, yapılması doğru görülmeyip terk edilmesi her halükârda iyi görülür."
    23)Kerahet:Esasen bir şeyi fena görmek,bir şeye razı olmamak manasındadır.Şer'an:"Terk edilmesi her halükarda iyi olan bir şeyin terk edilmeyip yapılması" demektir ki ,iki kısma ayrılır. Birisi "keraheti tahrimiyye" dir ki, harama yakın olan kerahettir.Dİğeri de "keraheti tenzihiyye" dir ki, helale yakın bulunan kerahettir.
    Bu İmam-ı Azam ile İmam Ebu Yusuf'a göredir.İmam Muhammed'e göre keraheti tahrimiyye ile mekruh olan bir şey haram kısmındadır. Yani haram gibi ahiret azabını gerektirici olur. Keraheti tenzihiyye ile mekruh olan birşey ise ittifakla helale yakındır. Bunun yapılması, azabı gerektirmez.Fakat terk edilmesi oldukça sevaba vesile olur.
    Fıkıh kitaplarında mutlak surette kullanılan "kerahet" tabirinden çok kere keraheti tahrimiyye kastedilir.Nitekim bu kitapta görüleceği üzere...

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  4. 24)Haram:Yapılması, kullanılması,yiyilip içilmesi şer'i şerifte kat'i bir delil ile menedilmiş olan herhangi bir şeydir ki,"haram liaynihi" ve "haram ligayrihi" kısımlarına ayrılır.

    25)Liaynihi Haram:Haddi zatında herkese karşı haram olan şeydir.Lâşe,şarap,akan kan gibi.

    26)Ligayrihi Haram:Haddi zatında helal olup,bşkasının hakkından dolayı haram olan şeydir ki, sahibinin meşru surette izni bulunmadıkça ondan başkaları için istifade caiz olmaz.Komşularımıza, vatandaşlarımıza ait olan herhangi kıymetli bir mal veya yiyecek gibi.
    Haram olan şeylere "Muharremat"denir. Haram olduğu ittifak ile kesin olarak sabit olan bir helal saymak ise insanı imandan mahrum eder.Bunlar da haramın hükmüdür.

    YanıtlaSil
  5. 27)Sahih: Rûkun (temel esas)larını,şartlarını tamamen bulunduran herhangi bir ibadet veya muameledir. Mesela farzlarına,vaciplerine riayet edilerek kılınan namaz,sahihtir.

    28)Caiz:Yapılması şer'an yasak olmayan şey demektir.Bazen sahih yerinde, bazen de mübah yerinde kullanılır.
    Bazı muameleler, dünya hükümleri bakımından sahih olduğu halde ahiret hükümleri bakımından caiz olmaz. Cum'a namazı ile mükellef bir kimsenin Cum'a ezanı okunurke yaptığı alım-satım muamelesi gibi. Böyle bir muamele sahihtir, geçerlidir. Fakat manevi mesuliyeti gerektirdiği için caiz değildir.

    29) Fasid:Aslen sahih olup, vasfı yönüyle sahih olmayan , yani bizzat kendisi meşru iken gayrimeşru bir şeyle beraber olması sebebiyle meşru olmaktan çıkan şeydir. İbadet hususunda fasid ile batıl bir hükümdedir.
    Meşru olan bir ameli bozup iptal eden şeye de "Müfsid" denir. Kasten yapılması azaba sebep ise de , yanılarak yapılması sebep değildir. Namaz içinde gülmek gibi ki, esasen sahih olan namazı ifsad eder.

    30)Batıl:Rûkun (temel esas)larını veya şartlarını tamamen veya kısmen bulundurmayan herhangi bir ibadet veya muameledir. Bir özür bulunmaksızın taharetsiz kılınan namaz gibi.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  6. 31)Taharet:Lügatta nezafet,temizlik demektir. Şer'an taharet,habes, necaset denilen maddeten pis şeylerin veya hades denilen şer'i bir engelin ortadan kalkmasından ibarettir. Temiz olan şeye "tahir" ve"mutahhir" temizlemeye de "tathir" denir.
    Taharetler, "tahareti suğra" ve "tahareti kübra" yani küçük temizlik, büyük temizlik diye ikiye ayrılır.

    32)Taharet-i Suğra:Abdestsizlik denilen hali gidermek suretiyle olan temizliktir.Abdest almak gibi.

    33)Taharet-i Kübra: Cünüblük, hayız ve nifaz denilen hallerden çıkmak için ağıza, buruna su alıp bütün vücudu yıkamak suretiyle yapılan temizliktir ki, "güsul,iğtisal,boy abdesti" de denir.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  7. 34)Hades: Bazı ibadetlerin yapılmasına şer'an mani olan ve hükmen necaset sayılan bir haldir. Hades-i Asgar(küçük hades),Hades-i Ekber(büyük hades) kısımlarına ayrılır.

    35)Hades-i Asgar: Taharet-i Suğra ile, mesela yalnız abdest ile gierlen taharetsizlik halidir. İdrar yapmakve ağız, burun gibi bir uzuvdan kan gelmek sebebiyle meydana gelen hades gibi.

    36)Hades-i Ekber: Taharet-i Küra ile, yani ağzı, burnu ve bütün bedeni yıkamakla giderilen taharetsizlik halidir.Bu da cünüplükten ve hayız,nifas denilen arızalardan ileri gelir. Nitekim ileride tafsilâtı görülecektir.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu. İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  8. Habes: Maddeten temiz olmayan, nâpâk denilen herhangi bir şeydir. Buna "necis" ve "hakiki necaset" de denir.Şöyle ki, esasen veya arızi olarak temiz buunmayan bir maddeye "necis","necaset" denir.Çoğulu encâstır. Mesela, sidik esasen necis olduğu gibi sidikli bir elbise de necistir, yani pistir, murdardır.
    Esasen murdar olan şeye "neces"de denilir.
    Hakiki necasetler, namazda muaf olan miktarlarına göre " necaseti hafife","necaseti galiza=mugallaza" kısımlarına ayrıldığı gibi akıcı olup olmamaları itibariyle mayi(sıvı) ve camid(katı) kısımlarına ve görülüp görülmemeleri bakımından da "necaseti mer'iyye" ve "necaseti gayri mer'iyye" kısımlarına ayrılır.


    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu.Yasin Yayınevi: İstanbul 2011.

    YanıtlaSil
  9. 38)Necaseti Hafife: Pis olduğuna dair hakında-başka zıt bir delil bulunmak üzere- şer'i bir delil mevcut olan şeydir.Bu gibi necasetler, bir delile göre murdar görülmek te ise de, diğer bir delile göre murdar sayılmamak lazım gelmektedir.Eti yenen hayvanların sidikleri gibi.

    39)Necaseti Galiza:Pisliği hakkında şer'i bir delil mevcut olup,aksine başka delil bulunmayan şeydir. Lâşe gibi.

    40)Necaseti Mer'iyye:Hacmi olan veya kuruduktan sonra görülen herhangi bir pis maddedir.Akmış kanlar gibi.

    41)Necaseti Gayri Mer'iyye: Katı bir hacmi olmayan veya bulaştığı yerde kuruduktan sonra görülmeyen herhangi bir murdar maddedir. Sidik gibi.

    Kaynakça

    Ömer Nasuhi Bilmen. Büyük İslam İlmihali. Der:Mehmet Talu.Yasin Yayınevi: İstanbul 2011.

    YanıtlaSil